Eskrim Nedir Kısaca Bilgi

eskrim, önceden saptanmış kurallara göre, bir kesici silahla saldırı ve savunmayı içeren spor. Kesici silah kullanımının tarihöncesi çağlara, kesici silah sporlarının ise antik uygarlıklara değin uzanmasına karşın, ku­ralları belirli bir spor olarak eskrim 19. yüzyıl sonlarında gelişmiştir. Kullanılan si­lahlara göre epe, flöre ve kılıç olarak üç ana dala ayrılır.

Tarihi. Kılıç sporuna ilişkin bilinen en eski kanıt, İÖ 1190 dolaylarında III. Ramses tarafından Mısır’da, Luksor (el-Uksur) ya­kınlarında inşa ettirilen Medinet Habu Ta- pınağı’nda bulunan kabartmadır. Kılıç kul­lananların üstündeki koruyucu giysilerle sargılar ve kılıçların uçlarının kaplanmış olması, kabartmada gösterilenin dövüş de­ğil, bir spor karşılaşması ya da idman olduğunu ortaya koymaktadır. Kılıcın teke tek dövüşte, savaşta ve spor amacıyla kullanımı, Persler, Babilliler, Eski Yunanlı­lar, Romalılar, Germen kabileleri ve Türk- ler arasında da yaygındı.

Roma İmparatorluğu’nun çöküşünden or­taçağ sonlarına değin kılıç oyunlarının oy­nandığına ilişkin başka kanıt yoktur. 14. yüzyılda ateşli silahların yaygınlaşmaya baş­lamasıyla zırh bırakıldı ve kılıçlar hafifleşip daha kolay kullanılır duruma geldi. Kılıç kullanma ustalığı hem savaşta, hem erkekle­rin günlük yaşamında büyük önem kazandı. 15. yüzyıla doğru tüm Avrupa’da eskrim hocası loncaları kurulmuştu ve bunların en ünlüsü Marxbrüder olarak bilinen Lövven- bergli Aziz Marcus Birliği’ydi. İlk zaman­larda eskrim henüz kaba güce dayalıydı ve güreş oyunlarına da izin veriliyordu.

Ustaca kullanıldığında, kesici silahların ucunun ağzından daha etkili olduğunu ilk kavrayanlar İtalyanlar oldu. 16. yüzyıl son­larında İtalyanların geliştirdiği ensiz, uzun ve hafif namlulu silahın (rapier) yanı sıra, güçten çok seri harekete ve ustalığa daya­nan yalın, atik ve kontrollü eskrim stilleri tüm Avrupa’ya yayıldı. Güreş oyunları hemen hemen tümüyle bırakıldı, eskrim hamlesi yaratıldı ve eskrim bir sanat olarak kurumsallaştı.

Çok iyi dengelenmiş, saldırı açısından kusursuz ve rakibi yaklaştırmamayı sağla­yan bir silah olan uzun rapier, vuruşma hareketlerini gerçekleştirmek açısından ele ağır gelmekteydi. Savunma, eldivenli ya da pelerine dolanmış ya da hançer taşıyan sol elle gerçekleştiriliyor, rakibin vuruşları ço­ğunlukla çökerek ya da yana çekilerek savuşturuluyordu. İki elin kullanıldığı bir vuruşma türü olan rapier eskriminde sporcular yer ve ışık avantajım sağlamak ama­cıyla rakiplerinin çevresinde çemberler çize­rek vuruşurlardı.

  1. yüzyılın ikinci yansında erkek giysisin­deki değişiklikle birlikte kılıç ve kılıç kulla­nımı da önemli değişikliğe uğradı. Yelek, kısa ve dar pantolon, çizme ve pelerinden oluşan erkek giyimi yerini Fransa’da, XIV. Louis’nin sarayından kaynaklanan ipek ço­rap, pantolon ve brokar ceketten oluşan yeni giyime bıraktı. Bu moda aynı zamanda hafif ve kışa saray kılıcım kuşanmayı gerek­tiriyordu. İtalyan stili gibi, Fransız stili de tüm Avrupa’ya yayıldı, ilkin alaya alınması­na karşın saray kılıcı, saldırı ve savunma hareketlerinin birlikte yapılmasına olanak verdiği için ideal hafif silah olarak kabul edildi. Böylece eskrimde tek el kullanılma­ya başladı. Saldın, kılıcın ucuyla, savunma ise namlunun kabzaya yakın bölümüyle gerçekleştiriliyordu. Fransız stilinin İtalyan stilinin yerini almasıyla günümüzdeki biçi­miyle eskrim ortaya çıkmış oldu.

İngiltere’de I. Edward, Î285 tarihli bir fermanla Londra’da eskrimi yasaklamıştı. Bu karar VIII. Henry döneminde 1540 öncesinde kaldırıldı. Geniş kılıçlı ve kalkan- h erken dönem İngiliz stilinin yerini sonra­ları kara Avrupa’sına özgü eskrim aldı. Akademilerde eskrim, boks, hatta değnekli savunma sporları bir arada öğretiliyordu. 17. yüzyılın sonunda eskrim karşılaşmala­rında bahis oynanmaya ve eskrimciler ödül için dövüşmeye başladı. 18. yüzyılda Fran­sız usta La Boëssière maskeyi yeniden kullanıma soktu.

Milanolu hoca Guiseppe Radaelli, 1870’lerde eskrime, epe ve flöreden sonra üçüncü silah olarak kılıcı getirdi. 18. yüzyıl­dan beri kılıcı süvari silahı olarak kullanan Macarlar, sonradan bu silahı daha da geliş­tirdiler.

Karşılaşmalar. Eskrim 19. yüzyılın sonla­rında bir yarışma sporu haline geldi. 1902’de İngiltere’de ve 1906’da Fransa’da eskrim federasyonları kuruldu. Bu arada 1896’dan bu yana erkekler arası eskrim, Olimpiyat oyunlarında yer almaya başla­mıştı. Ama kurallar konusunda anlaşma sağlanamadığı için Fransa 1912 Olimpiyat Oyunları’ndan çekildi, İtalya da yarışmaya katılmayı reddetti. Bunun sonucunda 1913’te Uluslararası Eskrim Federasyonu kuruldu. Bu federasyon hem Olimpiyat oyunlannda, hem Dünya şampiyonalarında amatör eskrim karşılaşmalarının en yetkili organı durumuna geldi. Bayanlarda bireysel flöre maçları ilk kez 1924 Olimpiyat Oyun­larında, bayanlar takım karşılaşmaları ise 1960 Olimpiyat Oyunları’nda yapıldı. Pro­fesyonel eskrimciler de ulusal örgütler kurdu.

  1. yüzyılın sonlarından II. Dünya Savaşı sonrasına değin epe ve flöre dallarında Fransızlarla İtalyanlar üstünlük sağlamıştı. Daha sonra, eskrimin dünya çapında yay­gınlık kazanmasıyla SSCB ve Doğu bloku ülkelerinden gelen eskrimciler üstün duru­ma geçti. Yüzyıllardır kendo(*) sporu ya­pan Japonlar başta flöre olmak üzere es­krimde de ustalaştılar. 1955’te epe ve flöre için elektrikli sayı aygıtının kullanılmaya başlaması hakem kararlarında yanılma pa­yını azalttı. Olimpiyat ve Dünya şampiyon­larının pek çoğu bu unvanları 13-19 yaşlan arasında elde etmeye başladı. Yirmi yıl önce böyle bir şey düşünülemezdi bile.

Malzeme. Eskrimciler ceket, plastron de­nen koruyucu yelek, maske, eldiven, dize kadar inen eskrim pantolonu, beyaz çorap­lar ve tabanı düz ayakkabılar giyer. Linol­yum, mantar, kauçuk ya da bileşik malze­meden yapılan eskrim pisti 2 m genişliğin­de, 14 m uzunluğundadır. Pistin her iki ucunda 2’şer metre uzunluğunda birer ek alan vardır. Pistte bir orta çizgisi, başlama çizgileri, uyarı çizgileri ve arka sınır çiz­gileri bulunmaktadır. Maç, eskrimciler birbirinden 4 m uzaklıkta ve vuruşma du- ruşundayken (en garde) başlar. Elektrikli epe ve flörede,’ silahın ucunda yaylı bir düğme vardır. Kılıçta vuruş, ya namlunun ağzı ya da sırtının uca yakın üçte birlik bölümüyle, dürtüş ise uçla yapılır. Vuruş ve dürtüşlerin tuş (sayı) olarak değerlendiril­mesi kararını hakemler verir. Dünya şampi­yonları için bak. spor ve oyunlar: sonuçlar (eskrim). Ayrıca bak. Olimpiyat Oyunları. Değnekli eskrim (singlestick). Yaklaşık 1 m uzunluğunda ince, yuvarlak tahta değ­nekle yapılan ve eskrimi andıran bu spor 18. yüzyılda İngiltere’de yaygındı. Bir ucu daha kalın olan ve hem saldırı, hem de savunma için kalın ucu kullanılan değnek, eli koru­mak için sepet örgüden yapılmış tas biçimli bir kabzadan destek alınarak yönetilirdi. Kılıç oyunu çalışması olarak kullanılan değ­nekli eskrim 19. yüzyıl sonlarında önemini yitirdi.

Türkiye’de eskrim. Türkiye’de eskrimin geçmişi 19. yüzyıla uzanır. İlk Eskrim hocası Muallim Hüsnü Bey 1901’de Harbiye Mektebi’nde ders vermeye başladı ve es­krim üzerine bir de kitap yazdı. 1903’te Yıldız Sarayı’nda İtalyanlarla yapılan karşı­laşmalardan sonra, IL Abdülhamid askeri okullara eskrim dersleri koydurdu ve Fuat (Balkan) Bey’i Edirne Askeri İdadisi’ne eskrim hocası olarak atadı (1906). Eskrim sporunu etkinlikleri arasına alan ilk kulüp Beşiktaş oldu (1911).

İlk eskrim federasyonu, 1923’te Fuat Bey’ in başkanlığında, Türkiye İdman Cemiyet­leri İttifakı (TİCİ) adıyla kuruldu. Türk eskrimcilerin katıldığı ilk uluslararası karşı­laşma 1924 Paris Olimpiyat Oyunları’ydı. 1931’de Atina’da yapılan Balkan Oyunlan’n- da Enver Balkan altın madalya kazandı. Olimpiyatlara katılan ilk kadın eskrimciler­se, 1936 Berlin Olimpiyat Oyunlan’nda Türkiye’yi temsil eden Suat Fetgeri ve Halet Çambel’di.

1940’larda halkevlerinin eskrimi etkinlikle­ri araşma alması, 1941’de İstanbul’da Tenis, Eskrim ve Dağcılık Kulübü’nün (TED) ve aynı yıl Ankara Eskrim Kulübü’nün kurul­ması, Türkiye’de eskrimin gelişmesine kat­kıda bulundu. Türk eskrimciler, 1960’ lardan başlayarak özellikle Balkan şampi­yonalarında pek çok gümüş ve bronz ma­dalya almışlardır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir