Eskişehir İli Nüfusu Özellikleri Kısaca

Eskişehir, topraklarının bazı bölümleri Karadeniz ve Ege bölgeleri, büyük bölümü İç Anadolu Bölgesi sınırlan içinde kalan il ve il merkezi kent. Yüzölçümü 13.652 km2 olan Eskişehir ili kuzeyde Bolu ve Ankara, doğuda gene Ankara, güneydoğuda Konya, güneyde Afyonkarahisar, batıda da Kü­tahya ve Bilecik illeriyle çevrilidir. İl alanı Sakarya Irmağının yukarı kesiminin çizdiği geniş yay içinde yer alır. Eskişehir İli Nüfusu Özellikleri Kısaca

Doğal yapı. İl topraklan Sakarya Irmağı ve Porsuk Çayının suladığı geniş düzlükler­le bunları çevreleyen dağlardan oluşur. İlin Karadeniz Bölgesi’ne taşan kuzey kesimi, doğu-batı doğrultusunda uzanan Sündiken Dağlarıyla kaplıdır. Doğuda Sakarya Va­disine kadar sokulan Sündiken Dağları, Uzunyatak Tepesinde 1.786 m’ye yükselir. İlin güneybatısını kaplayan Türkmen Dağı kuzeybatıya gidildikçe dalgalı bir plato gö­rünümünü alır; en yüksek noktası 1.826 m’dir. İlin güneydoğu kesimini engebelen- diren ve kuzeybatı-güneydoğu doğrultusun­da uzanan Sivrihisar Dağlan Arayıt Dağın­da 1.819 m’ye ulaşır. İlin güneyinde Çifteler Yaylası ve Ege Bölgesi’ne taşan kesimdeki Yazılıkaya Platosu gibi yüksek düzlükler b.ulunur. İlin en önemli akarsuları Sakarya Irmağı ve önemli kollanndan biri olan Porsuk Çayı­dır. Sakarya Irmağı Çifteler kentinin 4-5 km güneydoğusundaki Sakaryabaşı yö­resinden kaynaklanır. Sakaryabaşı ana kay­nağıyla Gökgöz, Kırkgız, Ilıksu ve Göztaşı kaynaklarının suları bir gölette toplanır. Bu göletten çıkan akarsu önce güneydoğuya doğru aktıktan sonra geniş bir yay çizerek il sınırları boyunca kuzeye, daha sonra batıya yönelir. Irmak üzerinde enerji üretim amaç­lı Sarıyar ve Gökçekaya barajları yapılmış­tır. Porsuk Çayı il topraklarının ortasından batı-doğu doğrultusunda akarak Sakarya Irmağıyla birleşir. Porsuk Çayı üzerinde kurulan ve bir amacı da taşkın önleme olan Porsuk Barajı’yla 41 bin hektardan çok alan sulanır; Eskişehir kentinin içme suyu da bu barajdan sağlanır. Porsuk Çayının kolların­dan Mollaoğlu Deresi üzerindeki Musaözü Barajı sulama amaçlıdır. Bu barajların ar­dında oluşmuş yapay göller vardır. Öbür yapay göller Çatören, Kaymaz ve Kunduz­lar baraj gölleridir.

İl alanının dörtte birini oluşturan ovaların en büyüğü, batıda Kütahya sınırı yakınla­rından başlayan ve Porsuk Vadisi boyunca önce kuzeydoğuya, sonra doğuya doğru uzanan Eskişehir OvasıdırÇ). Porsuk Çayı­nın önemli kollarından Sarısu’nun her iki yanında kuzeybatı-güneydoğu doğrultusun­da uzanan İnönü (Sarısu) Ovası, Eskişehir Ovasının batı uzantısını oluşturur. Kalın alüvyonlu topraklarla kaplı olan her iki ova da çok verimlidir. İlin güneydoğusunu kap­layan Yukarı Sakarya Ovası, Eskişehir ve İnönü ovaları kadar verimli değildir. Dağlık alanlarda meşe ve çam ormanları önemli bir yer tutar. Ovalar step görünümündedir.

Ekonomi. Eskişehir sosyoekonomik geliş­mişlik bakımmdan Türkiye’nin önde gelen illerinden biridir. Bunun başta gelen neden­leri, zengin bir tarımsal potansiyele sahip olması, sanayileşmenin Cumhuriyet önce­sinde başlamış olması ve Marmara, Ege, Akdeniz bölgeleriyle İç Anadolu’yu birbiri­ne bağlayan yolların birleştiği noktada yer almasıdır.

1950’lerin sonundan bu yana il ekonomisi­nin temelini oluşturan sanayinin geçmişi Bağdat Demiryolu’nun yapımı sırasında 1894’te kurulan cer atölyesine kadar uza­nır. İlde büyük devlet işletmelerinin yanı sıra 1960 sonrasında hız kazanan yerel sermaye yatırımlarıyla gerçekleşmiş çok sayıda özel kuruluş bulunur. Başlıca sanayi dallan gıda, makine imalat ve taşla toprağa dayalı sanayilerdir. Sanayi kuruluşlarının hemen hepsi Eskişehir kentinde toplan­mıştır.

Eskişehir sanayisinin en eski kuruluşu Eskişehir Lokomotif ve Motor Sanayii Mü- essesesi’dit’C*). 1933’te üretime başlayan Eskişehir Şeker Fabrikası’na bağlı kuruluş­lardan Eskişehir İspirto Fabrikası 1938’de, Eskişehir Makine Fabrikası da 1969’da işletmeye açılmıştır. Kamuya ait öteki sana­yi kuruluşları basma, et kombinası, süt ve süt ürünleri işletmesi, yapay yem fabrikaları ve işyerleridir. Bunlardan başka Hava Kuv­vetlerinin jet bakım ve revizyon atölyeleri de bulunmaktadır. 1970’lerde hızlanan özel kesim sanayi yatırımları çimento, gıda, metal eşya ve makine imalatı, tuğla ve kiremit, kâğıt, orman ürünleri, dokuma, kimya, yapı gereçleri gibi dallarda yoğunlaş­mıştır. Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi kent merkezine 10 km kadar uzaklıkta, Ankara karayolu üzerindedir.

Eskişehir imalat sanayisi içinde öteden beri önemli bir yeri olan küçük sanayi kuruluşları büyük işletmelere girdi sağlar ve fason üretim yapar. Küçük sanayi işletmele­rinde en önemli yoğunlaşma metal eşya dalında, özellikle de soba imalatında görü­lür. Ayrıca orman ürünleri, dokuma, kon­feksiyon ve gıda dallarında üretim yapan çok sayıda küçük sanayi kuruluşu vardır. Küçük atölyelerde imal edilen lületaşı ağız­lık ve pipolar yurt dışında da pazar bulmak­tadır. Kentteki küçük sanayi kuruluşlarının önemli bir bölümü Eskişehir Organize Sa­nayi Bölgesi’nin yakınlarında kurulmuş bu­lunan Küçük Sanayi Sitesi’nde toplanmıştır. Günümüzde ulusal bir banka olarak 28 şubesiyle çalışmasını sürdüren Eskişehir Bankası TAŞ (ESBANK) 1927’de Eskişehir’ de kurulmuştur.

Büyük ölçüde makineleşmiş olan tarımda modern yöntemler kullanılır. Tarıma elve­rişli olan az eğimli, geniş düzlüklere ve zengin su kaynaklarına karşın, sert iklim koşullan bitkisel üretimi olumsuz yönde etkiler. Başlıca tanm ürünleri şeker panca- n, buğday, arpa, yem bitkileri, domates ve patatestir. Öteki önemli tarla ürünleri yu­laf, soğan, nohut ve ayçiçeğidir. Eskişehir kentinin 40 km kadar kuzeyinde yer alan Orta Sakarya Vadisi meyve, sebze ve pa­muk yetiştirmeye elverişli bir mikroklima- dır. Sarıcakaya ve Mihalgazi ilçelerinin yer aldığı bu kesimde temel ekonomik uğraş sebzecilik ile Malatya türü kayışı ve şeftaliyi de kapsayan meyveciliktir. İl tarımında önemli bir yeri ¿lan bağcılık gerilemek­tedir.

 

Hayvancılık Cumhuriyet döneminde bir gerileme içine girmişse de, 1950 sonrasında besiciliğin başlamasıyla yeniden önem ka­zanmıştır. Eskişehir başta İstanbul olmak üzere birçok tüketim merkezine canlı hay­van, et, süt ürünleri, yumurta, deri ve tiftik gibi hayvansal ürünler sağlamaktadır. İlde küçükbaş hayvanlardan en çok koyun ve Ankara keçisi, büyükbaş hayvanlardan ise sığır beslenmektedir. Geleneksel uğraşlar­dan ipekböcekçiliği Mihalgazi ve Sarıcaka- ya yörelerinde sürdürülür. Anadolu Tarım İşletmesi il tarımına katkıda bulunan başlıca kuruluştur.

Eskişehir yeraltı kaynakları bakımından zengin bir ildir. İşletilen başlıca madenler lületaşı, asbest, magnezit, bor mineralleri ve perlittir. Etibank’ın Kırka Boraks İşlet­mesi Müessesesi Seyitgazi ilçesindedir. Dünyada yalnızca Eskişehir’de çıkartıldığı için eskişehirtaşı olarak da adlandırılan lületaşı önceleri ham olarak ihraç edilirken, 1970’lerden sonra ildeki birçok küçük atöl­yede başta pipo ve sigara ağızlığı olmak üzere hediyelik eşya yapımında kullanılma­ya başlamıştır. Merkez ilçeyle öteki ilçeler­deki şifalı su kaynaklan ve mesire yerleri ilin ilgi gören yöreleridir.

Tarih. Çeşitli kazılarda ele geçen buluntu­lar yöre tarihinin Kalkolitik Çağa uzandığı­nı kanıtlamaktadır. Bilinen en eski yerleş­me il merkezinin kuzeybatısındaki Demirci- höyük’tedir. Buluntular Demircihöyük’ ün Kalkolitik Çağda Balkan ve Anadolu kültürlerinin kesiştiği bir noktada bu­lunduğunu ortaya koymaktadır. Midas Kenti)*) kazılannda ele geçirilen buluntu­lar ise ilk Tunç Çağma tarihlenmektedir. Hititlerin pek etkili olamadığı yöreye İÖ 13. yüzyılda yerleşen ve Dorylaion kentini inşa eden Frigyalılann kurduğu krallık, İÖ 7. yüzyılda Kimmer ve İskit akınlan sonucun­da yıkıldı. Lidya Krallığı’nın ardından sıra­sıyla Pers, Makedonya ve Selevkos yöneti­minde kalan yöre, İÖ 3. yüzyıl sonunda Galat yönetimine girdi. İÖ 2. yüzyılda Pergamon (Bergama) Krallığı’nın kısa süre­li egemenliğinden sonra, Galatlar Roma desteğiyle yörede yeniden devlet kurdu. Bunu Roma ve Bizans egemenliği izledi. İS 8. yüzyılda yöreyi ele geçiren ve Doryla- ion’a Duruliya, Düriliya ya da Druliya adını veren Arapların yönetimi uzun sürmedi. Yeniden Bizans egemenliğine giren Doryla­ion, 1074’te Selçukluların eline geçti. 1289’da Selçuklular Eskişehir’i Osman Ga- zi’ye verdi. Orhan (Gazi) Bey döneminde Karamanlıların eline geçen Eskişehir, I. Murad tarafından yeniden Osmanlı toprak­larına katıldı. 1601’de bir süre Celali Deli Haşan ve yandaşlarının eline geçti. Hüda- vendigâr (Bursa) vilayetinin Kütahya san­cağına bağlı bir kaza olan Eskişehir’e demiryolu 1890’da ulaştı. 19. yüzyıl boyun­ca yöreye Kafkasya, Kırım, Romanya ve Bulgaristan’dan gelen göçmenler yerleştiril­di. I. Dünya Savaşı sonrasında demiryolu hattını denetlemek amacıyla 23 Ocak 1919’da Eskişehir istasyonunu işgal eden İngiliz kuvvetleri, 20 Mart 1920’de Kuva-yı Milliye’nin baskısıyla işgale son verdi. 20 Temmuz 1921’de Yunanlıların işgal ettiği Eskişehir bir süre Yunan ordularının karar­gâhı oldu. Kurtuluş Savaşı’nın son aşaması olan Büyük Taarruz sonrasında 2 Eylül 1922’de kurtarıldığında bir yıkıntı duru­mundaydı.

Kentin yapısı. Eskiden Dorylaion bu yöre­deki başlıca yerleşme merkeziydi. 11. yüzyıl sonuyla 12. yüzyıl başında Selçuklular ile Haçlılar arasındaki savaşlara sahne oldu. Bu savaşlardaki yıkımlar nedeniyle daha güneydeki ılıcalar yöresinde kurulan yeni kente Dorylaion’un harap durumundan esinlenerek Eskişehir adı verildi.

Eskişehir kenti, Eskişehir ilinin yanı sıra Kütahya ve Afyonkarahisar illerinin de bü­yük kesimini içine alan bölgenin merkezi­dir. Coğrafi konumundan dolayı tarih bo­yunca transit ticaret merkezi işlevini görmüş­tür. Marmara ve Ege bölgelerinden gelen yollar Eskişehir’de toplamr ve Ankara üze­rinden Karadeniz Bölgesi’ne, Konya üze­rinden de Akdeniz Bölgesi’ndeki merkezle­re bağlanır. 1950 sonrasında gelişen sanayi­siyle hızlı kentleşme sürecinde önemli bir çekim merkezi durumuna gelen Eskişehir, Bulgaristan göçmenlerinin de buraya yer­leştirilmesiyle, özellikle 1950-55 ve 1965-70 dönemlerinde büyük bir nüfus artışı göster­miştir.

1973’te kurulmuş olan Anadolu Üniversi- tesi’nin Eskişehir’deki fakülte ve yüksek­okullarından başka, Afyonkarahisar, Kütah­ya, Bilecik ve Bolvadin’de 4e birimleri bulunmaktadır. Kentte hizmet veren başlıca sağlık kuruluşları devlet, doğum ve SSK hastaneleridir. Ayrıca Hava Kuvvetleri Hastanesi, DDY ile Şeker Fabrikası hasta­neleri ve özel hastaneler bulunmaktadır. Kent karayoluyla Ankara’ya 232 km, İs­tanbul’a 330 km uzaklıkta bulunmaktadır. Konya, İzmir ve Balıkesir’den Kütahya hattıyla gelen demiryolu Haydarpaşa-Anka­ra demiryoluyla Eskişehir’de kesişir.

Tarihsel yapılar. Eskişehir kenti tarihsel yapılar bakımından pek zengin sayılmaz. Bugünkü kentin en eski kesimi olan Odun Pazarı yöresi tarihsel sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır. Kent merkezinde yer alan Alaeddin Camisi’nin 12. yüzyıl başlannda, I. Alaeddin Keykubad zamanın­da yapıldığı sanılmaktadır. Birçok kez ona­rım gören cami özgün biçimini yitirmiştir.

  1. yüzyıl başlannda I. Süleyman (Kanuni) döneminde Çoban Mustafa Paşa’mn yaptır­dığı Odun Pazarı’ndaki Kurşunlu Camisi ve Külliyesi cami, medrese, kervansaray ve aşhaneden oluşur. Eskişehir’in Çifteler, Mi­halıççık, Seyitgazi ve Sivrihisar ilçelerinde pek çok tarihsel yapı bulunmaktadır. Yöre­de ele geçen arkeolojik buluntular 1966’da Kurşunlu Külliyesi’nin medrese bölümünde açılan ve 1974’te yeni binasına taşman Eskişehir Arkeoloji Müzesi’nde sergilen­mektedir. Osmanlı sivil mimarisinin önemli örneklerinden olan Odun Pazarı yöresinde­ki Yeşil Efendi Evi, Eskişehir Etnografya Müzesi olarak düzenlenmiştir. 1970’te kuru­lan Atatürk ve Kültür Müzesi’nde ise Ata­türk’ün kente gelişinde kullandığı eşyayla çeşitli fotoğraf ve belgeler sergilenmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir