Eski Mısır’da Bilim Nasıldı Kısaca Bilgi

Eski Mısır bilimi, ejîptolojî olarak da bilinir, Mısır’ın firavunlar dönemi (İÖ y. 4500 – İS 641) üzerine yapılan araştırmalar. Eski Mısır araştırmaları, Mısır seferinde (1798-1801) Napoléon Bonaparte’a eşlik eden bilim adamlarından Joseph Fourier’ nin Description de l’Égypte (1809-28; Mısır’ı Betimlemek) adlı yapıtını yayımlamasıyla başladı. Yapıt, AvrupalI bilim adamları için, Eski Mısır konusunda kaynak oluştu­racak çok sayıda belge içeriyordu.

İlk yazılı Mısır belgeleri, Nübye’de (Yuka­rı Mısır’ın güneyi) hiyeroglif yazının geliş­meye başladığı İÖ y. 3100’den kalmadır. Firavunlara, ailelerine ya da halka ait olan bu belgeler ve ortaya çıkartılan arkeolojik bulgular Mısır’ın kurak ikliminde iyi koru- nabilmiş ve bu alanda çalışanlar için değerli bir kaynak oluşturmuştur. Eski Mısır’da Bilim Nasıldı Kısaca Bilgi

Mısır’ın firavunlar dönemiyle ilgili bilgiler Romalıların istilasından (İÖ 31) sonra He- lenleşme eğiliminin güç kazanmasıyla gide­rek kayboldu. Firavunlar döneminin dinsel inançtan ve hiyeroglif yalnızca tapmaklarda korundu. Ama İS 1. yüzyılda Aziz Markos’ un Hıristiyanlığı yaymaya başlamasıyla, fi­ravunlar kültürünün bu son sığınağı da yavaş yavaş yok oldu. Yaklaşık 250’de, hiyeroglif sisteminin yerini artık, demotik yazıdan (el yazısı ile yazılan hiyeroglif) alınan altı harfin eklenmesiyle oluşturulmuş Yunan alfabesi almıştı. Bilinen son hiyerog­lifler, yaklaşık 570’e değin İsis’e tapmmanır sürdüğü Philae’de, 394’te yazılmıştır. Mı­sır’ın firavunlar dönemine ilişkin bazı göz­lemler, Herodotos ve Strabon gibi Antik Çağ yazarları aracılığıyla Yunan-Roma uy­garlığına aktarıldı; İsis ve Osiris’e tapınma da bütün Roma İmparatorluğu’nda yayıldı. Mısırlı rahip Manethon da(*) I. Ptolemaios için, Mısır tarihinin özetini de içeren Yu­nanca bir krallar listesi derlemişti. Eski Mısır’a ilişkin bazı bilgiler, bu katkılar sayesinde, silik biçimde de olsa Avrupa’da korunabilmiştir.

Arap istilasından (641) sonra eski dil, Yunan harfleri kullanan Koptlar tarafından korunabildi. Rönesans döneminde Avru­pa’ya ulaşan Kopt metinleri Eski Mısır diline karşı ilgi uyandırdı. Alman Cizvit papazı Athanasius Kircher 1643’te bir Kopt dilbilgisi kitabı yayımladı. Mısır’a gezi ya­pan AvrupalIlar da ülkelerine birçok tarih­sel buluntu ile geri döndüler ve yörede gördükleri görkemli kalıntılarla ilgili pek çok şey anlattılar. 17. yüzyılda, İngiliz astronom John Greaves, el-Gıze’deki pira­mitlerin ölçümlerini yaptı; bu, yörede Av­rupalIların yürüttüğü ilk bilimsel araştır­maydı.

1799’da bir Fransız mühendis, üstünde aynı metnin Yunanca, hiyeroglif ve demotik yazıyla kazınmış olduğu bir taş (bak. Roset- ta Taşı) buldu. Yazının çözülmesinde çalı­şan Jean-François ChampollionÇ), büyük ölçüde Koptlara ilişkin bilgilerden yarar­landı. 1821-22 yıllarında bu yazılarla ilgili makaleler yayımladı. 1828’de ise Champollion ile İtalyan bilim adamı Ippolito Rossellini Mısır’da birlikte bir araştırma gezisi yapa­rak bulgularını Monuments de l’Égypte et Nubie (1835-45, 4 cilt; Mısır ve Nübye Anıtları) adlı kitapta yayımladılar. Kari Richard LepsiusÇ*), 1835-45 arasında Prus­yalI bir grubun başında Mısır’a araştırma gezisi düzenledi. Ardından İngiliz Sir John Gardner Wilkinson, Mısır’da 12 yıl (1821- 33) kalarak çeşitli malzemeler topladı ve yazıları kopya etti. Bu araştırmacıların çi- zimleri ve yazıları AvrupalI bilim adamları için önemli kaynaklar oldu. Kavalalı Meh- med Ali Paşa döneminde (1805-49), Mısır iyice AvrupalIlara açıldı. Konsolosluk gö­revlileri, serüvenciler ve daha başkaları yağmacılığa varan boyutlarda eski yapıtları toplamaya başladılar. Avrupa’daki bazı mü­zelerdeki dev Mısır koleksiyonları bu yağ­mayla oluşturuldu. Louvre Müzesi’nde gö­revli Auguste Mariette, 1850’de, Memphis’ te kazılara başladı ve Serapeion’u buldu. Mariette ayrıca, Mısır genel valisi Said Paşa’yı, Bulak’ta ilk Mısır müzesini (1858; 1903’te Kahire’ye taşındı) ve ilk müdürü olduğu Eski Yapıtlar Dairesi’ni (1863) kur­maya razı etti. O güne değin başıboş yürü­tülen kazılar ve eski yapıt koleksiyonculuğu bu örgütlenmeyle denetim altına alındı. Fransa’da Emmanuel de Rougé’nin, İngil­tere’de Samuel Birch’ün ve Heinrich Brugsch’un araştırmaları, Eski Mısır bilimi­ni akademik bir disiplin durumuna getirdi. 1880’de Sir Flinders PetrieÇ) arkeolojiyi tümüyle değiştiren, denetimli ve bilimsel olarak kayıtları tutulan kazı tekniklerini Mısır’da uyguladı ve Mısır kültürünün kö­keninin, İO 4500’e değin indiğini saptadı. 1882’de kurulan İngiliz Mısır Araştırma Fonu (sonradan Derneği), Petrie’nin ilkele­rini benimseyerek kazıları destekledi.

Bu kazı standardını başka profesyonel Mısır bilimi dernekleri de yaygınlaştırmaya çalış­tı. Berlin’de Adolf Erman ve Hermann Grapow, ayrıntılı bir hiyeroglif Mısır dili sözlüğü olan Wörterbuch der ägyptischen Sprache’yi (Mısır Dili Sözlüğü) yayımladı­lar. Alman Eduard Meyer, Adolf Erman ve Kurt Sethe, İngiliz Francis Llewellyn Grif­fith ve Sir Alan H. Gardiner, Çek Ja- roslav Ğerny’nin araştırmaları sonucun­da, Eski Mısır konusunda bugün de geçerli­liğini koruyan tarihsel şema biçimlendirildi 1919’da James Henry Breasted, Chicago Üniversitesi’nde Doğu Araştırmaları Ensti- tüsü’nü kurdu ve Mısır ile Nübye’ye yaptığı araştırma gezisiyle (1895-96), ABD’de Eski Mısır bilimine öncülük etti. 1924’te epigrafi taramasına başlayarak hızla değişime uğra­yabilecek anıtların üstündeki resim ve ka­bartmaları, yayımlamak üzere saptadı. 19. yüzyılın sonlarıyla 20. yüzyıl başlarında, ABD’deki müzeler, Mısır koleksiyonları oluşturdular; çeşitli kazılarla bu koleksi­yonlar geliştirildi. Pennsylvania Üniversite­si, Metropolitan Sanat Müzesi (New York kenti), Güzel Sanatlar Müzesi (Boston), Brooklyn Müzesi ve New York Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü, Mısır’da çalışma­lar yürüttüler. Pierre Montet’ninÇ), Nil Deltasındaki Yeni Krallık başkenti Tanis’te kral mezarlarını ortaya çıkarması ve 1922’de Howard Carter’ın(*) Tutanhamon’ un mezarını bulması, kamuoyunun da Eski Mısır bilimine ilgi duymasına yol açtı. 1902’de Eski Assuan Baraj ı’nın, 1970’te de Assuan Yüksek Barajı’nın kurulmasından önce Nübye’de yapılan uluslararası kurtar­ma kazılarında Mısır tarihine ilişkin daha pek çok şey ortaya çıkarıldı. UNESCO’nun, Nübye ve Philae tapmaklarını, Nasır Gölü­nün su düzeyinin üstüne taşıma işi (1960-75) için mali destekte bulunması ve Mısır hükü­metinin, Tutanhamon’un mezarından çıkan buluntuları yurtdışmda sergilemesiyle, Mı­sır’a karşı bütün dünyada ilgi uyandı. Nüb- ye’deki araştırma gezileri, yeterince araştı­rılmamış Delta bölgesindeki bazı başka Mısır yerleşmelerinin de ortaya çıkarılması­nı sağladı. 1970’lerde eski Avaris-Per Ra- messu (Kitabı Mukaddesteki Raamses) ve Mendes kazılarında önemli bulgular ortaya çıkarıldı.

İsrailli bilim adamı Hans J. Polotsky, 1940’lardan başlayarak Mısır dilinin fiil yapısını kavramada büyük ilerlemeler sağla­dı. Janet Johnson-Whitcomb 1978’de Chica­go’daki Doğu Araştırmaları Enstitüsü’nde bir demotik yazı sözlüğü üstünde çalışmaya başladı. 1980’lerde ise, AFC’de bir Eski Mısır bilimi ansiklopedisi olan Lexikon der Ägyptologie hazırlandı. 1970’lerde, Eski Mısır uzmanları başka disiplinlerden uz­manlarla ortaklaşa çalışmaya başladılar. Bu tür girişimlerin ilki Michigan Üniversitesi, Mısır Eski Eserler Bakanlığı ve Doğu Araştırmaları Enstitüsü’nden dişçi, genetik bilimci ve Mısır uzmanlarından oluşan kar­ma bir ekibin, Kahire Müzesi’ndeki firavun mumyalarını ileri teknoloji kullanarak ince- lemesiydi.

  1. Uluslararası Eski Mısır Bilimi Kongresi 1976’da Kahire’de toplandı. Her üç yılda bir toplanan kongre, bütün dünyadaki bilim adamları arasında daha yakın iletişim kurul­masını sağladı. 1952’den beri, Mısırlılar da konuya daha fazla ilgi duymaya başladılar. Mısır’a gezi yapanların sayısı arttıkça, İs­kenderiye, el-Minye, Mallavi, Luksor (el-

Uksur) ve Assuan’da bölge müzeleri açıldı. Kazı ve araştırmaların 200 yıldır sürmesine karşın Mısır’da hâlâ tam araştırılmamış yerleşmeler olduğu bilinmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir