Eski Katolik Kilisesi Nedir Kısaca Açıklama

Eski Katolik kiliseleri, bölünmemiş kili­senin öğreti ve geleneklerine tümüyle sadık kaldıklarına inanan, ama I. Vatikan Konsi- li’nden (1869-70) sonra Roma Kilisesi’n- den ayrılan Batı Hıristiyan kilise toplulukla­rı (bak. Vatikan konsilleri).

Kökeni. Batı Kilisesi’nin yakın tarihi bo­yunca Roma Kilisesi’nin ve papalığın sürek­li merkezîleşmesi doğal olarak bir dizi direnişe yol açtı. Örneğin 15. yüzyılda, kilisenin nihai yetkisinin papalıktan alınıp kilise temsilciler meclisine verilmesini iste­yen bir hareket, 17. yüzyılda da Jansencilik ortaya çıktı. I. Vatikan Konsili’nin hazırlık­ları ve papanın yanılmazlığı ilkesinin duyu­rulması yeni bir muhalefet dalgasına neden oldu. Dönemin ünlü Katolik bilginlerinden J. J. I. von Döllinger de bu yaygın muhale­fetin önderleri arasındaydı.

Konsilden sonra, muhalefetteki piskopos­ların hepsi birer birer yeni dogmayı kabul etti. Karşı görüşünü koruyan Döllinger ise bir süre sonra aforoz edildi. Döllinger ayrılıkçı kiliselerin oluşmasına katılmamak­la birlikte Almanya, Avusturya ve İsviçre gibi birçok ülkede Eski Katolik kiliselerinin kurulmasında onun öğütlerinin ve yol göste­riciliğinin önemli rolü oldu. Bu gruplara hiçbir piskoposun katılmaması Hollanda Jansenci (Eski Katolik) Kilisesi’nden yar­dım istenmesine yol açtı. 18. yüzyılda Roma’dan ayrıldıktan sonra zorlukla da olsa varlığını sürdüren bu kilisenin pisko­posluk atamaları, Roma tarafından usulsüz sayılmakla birlikte kabul edilmişti.

11 Ağustos 1873’te Deventer piskoposu Heykamp’ın Joseph H. Reinkens’i Alman­ya’da piskoposluğa ataması yeni kilise için­deki ilk kutsayarak atamaydı. Daha sonra Amerika’da kurulan Polonya Ulusal Kato­lik Kilisesi de ulusal ağırlık taşımakla birlik­te benzer nedenlerden kaynaklanmıştı. Bu kilisenin ilk piskoposu da 1897’de İsviçreli piskopos E. Herzog tarafından kutsanarak göreve atandı.

Örgütlenmesi. 1889’da kurulan Utrecht Birliği ve aynı yıl yayımlanan Utrecht Bildirisi Eski Katolik kilise örgütlenmesin­de belirleyici rol oynadı. Bildiride Eski Katolik piskoposlar öğreti ve yönetim ilke­lerini açıkladılar. Hollanda Eski Katolik Kilisesi, Almanya Eski Katolik Kilisesi, İsviçre Hıristiyan Katolik Kilisesi, Avustur­ya Eski Katolik Kilisesi ve üyelerinin çoğun­luğu Polonya kökenli Amerikalılardan olu­şan Polonya Ulusal Katolik Kilisesi bu birliğe katıldı. Polonya, Çekoslovakya ve Yugoslavya’daki Eski Katolik kiliseleri, II. Dünya Savaşı sırasında ve savaştan sonra büyük sarsıntı geçirdiler. (Episcopus vagans olarak adlandırılan bağımsız piskoposların yönetimindeki bazı küçük mezheplere za­man zaman Eski Katolik denmişse de bu, yanlış bir adlandırmadır.)

Eski Katolik kiliselerinin en yetkili organı piskoposlar kuruludur. Utrecht başpiskopo­sunun onursal üstünlüğü vardır. Her pisko­posluk din görevlilerinin yanında halkın da katıldığı kendi sinodunu toplar. Sinodlarda piskoposların seçilmesi de dahil kilise yaşa­mıyla ilgili her konu karara bağlanır. İlahiyat görüşleri. Döllinger, Eski Katolik kiliselerinin kuruluş aşamasında üç temel görev belirledi: 1) Doğrunun yanında olup yeni ve keyfi inanç sistemlerinin yol açacağı yanlışlara karşı çıkmak; 2) başlangıçtaki bölünmemiş kilise ile daha uyumlu bir kilise yapısına ulaşmak; 3) ayrılmış Hıristiyan topluluklarının ve kiliselerinin yeniden bir­leşmesine aracılık etmek.

Bu ilkeleri temel alan Eski Katolikler, öğretilerinde Katolik Kilisesi’nin öğreti ve geleneklerine aykırı bir yan bulunduğunu reddederler. Kutsal Metinleri, Havariler ve Nikaia (İznik) amentülerini ve ilk yedi ekumenik konsilin öğreti konusundaki ka­rarlarını kabul ederler. Kilise temsilciler meclisine yetki verilmesini onaylar, gelene­ğe büyük önem verirler. Eski Katoliklere göre gelenek, Kutsal Metinler’de ortaya konan gerçeklerin saflığının ve bütünlüğü­nün kilise içinde korunmasının aracıdır. Eski Katolikler ayrıca Yedi Kutsama Ayi- ni’ni temel yükümlülüklerden sayar, Kypri- anos öğretisi uyarınca piskoposluğu Tanrı’ mn kiliseye bir armağanı olarak görür ve havarilerden başlayarak kesintisiz bir zincir oluşturan Katolik piskoposların bundan eşit pay aldığına inanırlar.

Protestanların da etkisiyle uygulamada ortaya çıkan bazı farklılıklar Eski Katolikle- ri Katoliklerden ayırır. Örneğin Eski Kato- liklerin toplu ayinlerde yerel dili kullanma­sı, Protestan Reformu’nun temellerinden biri sayılan ilkenin benimsenmesiydi. Ayrı­ca bir rahibin karşısında günah çıkarmak zorunlu değildi; bazı kiliselerde rahiplerin bekâreti kuralı da isteğe bırakılmıştı. Döllinger’in üçüncü ilkesi daha başlangıçta Eski Katolikleri Hıristiyan birliği için çalış­maya zorladı. 1874’te toplanan I. Bonn Konferansıyla başlayarak yaklaşık beş yılda bir toplanan bütün uluslararası Eski Katolik kiliseleri kongrelerinde bu konu öne çıktı. 1893’te Internationale Theologische Zeit­schrift adıyla kurulan Internationale Kirch­liche Zeitschrift dünyanın çeşitli bölgelerin­deki kilise birliği çalışmaları ile ilgili güveni­lir bir kaynak haline geldi. 1931’de Bonn’da varılan anlaşma İngiltere Kilisesi ile Eski Katolik kiliseleri arasında tam bir birlik sağladı. Bunu 1946’da Polonya Ulusal Kato­lik Kilisesi ile ABD’deki Protestan Episko­pal Kilisesi arasında varılan benzer bir anlaşma izledi. Anglikan kiliselerinin çoğu bu kararlan onayladı. Eski Katolik kilisele­ri, Dünya Kiliseler Konseyi’nin çalışmaları­na da katılmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir