Doğum Nedir?

Doğum, döllenmiş yumurtadan gelişen canlının, embriyon ve dölüt evresindeki gelişmesini tamamlayarak dölyatağından dışarıya çıkması ve ana vücudundan ayrılmış bağımsız bir birey olarak dış dünyada yaşamaya başlaması. Doğum sözcüğü yalnızca bebeğin ya da yavrunun dünyaya gelişini değil, annenin, dölyatağında taşıdığı yeni canlıyı dünyaya getirme eylemini de (insanlarda çocuk doğurma, hayvanlarda yavrulama) kapsar. Doğum, memeliler ve bazı sürüngenler gibi canlı yavru doğuran (vivipar) hayvanlarda döllenmenin doğal sonuçlarından biri olduğu kadar, insanlarda, hukuksal ve toplumsal açıdan, bireyin ölümle sonlanan yaşamının da başlangıcıdır. Doğum nedir kısaca.

İnsanlarda doğum, ortalama olarak, son âdet kanamasının başlangıcından 280 gün sonra gerçekleşir (zamanında doğum); yumurtanın dölyatağma düşmesi, 28 günlük âdet çevriminin ortalanna rastladığından, doğum anında gerçek gebelik süresi 14 gün sancılarının da başlangıcıdır. Dölyatağı boynu genişlemesini sürdürdükçe kasılmalar sıklaşır, şiddetlenir ve sancılar giderek artar. Bu evrenin sonunda dölyatağı ağzı 10 cm kadar açılmış, iki kasılma arasındaki süre de üç dakikaya inmiştir. Torba biçiminde kassı bir organ olan dölyatağının duvarlarındaki kasların düzenli olarak kasılması, dölyatağının iç boşluğunu daraltır ve gebelik süresince dölütü barındıran, içi sıvıyla dolu amniyon kesesine basınç yaparak dölyatağı boynuna doğru iter. Bu evrenin bitiminde, amniyon kesesi basıncın etkisiyle yırtılır, içindeki sıvı boşalır (su gelmesi) ve ikinci evre başlar.
Dölyatağının bu güçlü kasılmalarına karşın, dölyatağı boynunun yeterince açılması özellikle ilk doğumlarda oldukça uzun sürer. Bu ilk evre, ilk kez doğum yapanlarda ortalama 13-14 saat, ikinci doğumda ortalama 8-9 saat iken, genellikle her gebelikte azalarak çok doğum yapmış kadınlarda bir saatin altına düşebilir. İlk çocuğunu 35 yaşından sonra doğuran ya da önceden dölyatağı boynuna cerrahi girişim uygulanmış olan kadınlarda bu dokuların genişleme yeteneğinin azalması, bazı doğumlarda dölyatağı kasılmalarının zayıf ya da aralıklı olması ve bebeğin ters gelmesi nedeniyle, açılma evresi beklenenden uzun sürebilir. Buna karşılık, amniyon kesesinin erken yırtılması dölyatağı kasılmalarını sıklaştırıp güçlendireceği için genellikle bu evreyi kısaltır.

İkinci evrenin başlangıcında, dölyatağı boynu yeterince açılmış, amniyon kesesi yırtılmış ve dölyatağı boynuna giren bebek atılmaya hazır duruma gelmiştir. Bu aşamanın en önemli noktası, dölyatağının istem dışı kısılmalarına yardımcı olmak üzere, annenin her sancıda derin bir soluk alıp ardından kann kaslarını iyice kasarak ıkınmasıdır. Ikınmayla artan karın boşluğu basıncı en az dölyatağı kasılmalarının yarattığı basınç kadar etkilidir ve doğru uygulandığında doğum sürecini hızlandırır. Bu iki zamanlı basıncın etkisiyle bebek doğum kanalında ilerledikçe sancı artar ve başıyla dölyolunu zorlamaya başladığında doruğuna ulaşır.

Normal olarak bebek dölyatağında, başının tepesi aşağıda, arkası da annenin sol yanına dönük biçimde yatmıştır. Bu nedenle, normal doğumda önce bebeğin başının tepesi görünür; sırayla baş ve omuzlardan biri dışarı çıktıktan sonra, öbür omuz ve gövdenin geri kalan bölümü hiç zorlanmaksızın çıkabilir. İlk kez doğum yapanlarda bu ikinci evre yaklaşık bir saat sürer; sonraki doğumlarda biraz daha kısalır. Bebeğin değişik biçimde gelmesi, doğumun ikinci evresini güçleştirir. Her otuz doğumdan birinde, bebeğin önce başı değil kalçaları gelir; “makat gelişi” denen bu konumda en son bebeğin başı çıkacağı için, göbek kordonu sıkışırak bebeğin boğulmasına yol açabilir. Bebeğin önce yüzünün ya da omzunun gelmesi, dölyatağında enlemesine (yan) yatması gibi daha az rastlanan durumlarda, elle ya da forsepsle bebeğin gelişi düzeltilir; bazen de annenin karın duvarından dölyatağına kesi yapılarak (sezaryen ameliyatı) bebeğin alınması gerekir. Üçüncü evrede, bebeğin doğmasıyla birlikte dölyatağı iyice büzülerek küçülmüştür. Buna bağlı olarak, gebelik süresince dölütü annenin dölyatağına bağlayan etene yer yer dölyatağının zarlarından koparak ayrılmaya başlar. Son kasılmalarla etene dölyatağın- dan tamamıyla ayrılır ve doğum kanalından dışarı atılır. Doğumun en kısa evresi olan bu son süreç genellikle 15 dakikayı geçmez. Yalnız bazı doğumlarda, dölyatağından ayrılması geciken ve kanamaya yol açan etenenin elle çıkarılması gerekebilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir