Doğu Katolik Kiliseleri Hakkında Bilgi

Doğu Katolik kiliseleri, köklerini Doğu Hıristiyanlığının ulusal ya da etnik nitelikli çeşitli tarihsel kurumlarına dayandıran, ama papalığa bağlılık temelinde Bizans, İskenderiye, Antiokheia (Antakya), Keldani ye Ermeni ayin usullerini izleyen kiliseler. İS 1. yüzyıldan bu yana kesintisiz bir tarihi olan Batı (Latin) Katoliklerinin tersine, Doğu Katoliklerinin kökeni büyük ölçüde Ferrara-Floransa Konsili’nin (1438-45) Doğu ve Batı Hıristiyanlarını birleştirme girişiminin başarısızlığa uğramasına dayanır.

Bu ilk girişimden sonra Cizvitler, Dominikenler, Fransiskenler ve Kapuçinler gibi tarikatların misyoner etkinliklerinin de desteğiyle Doğu ve Batı kiliselerinin birleşmesi yönünde bazı adımlar atıldı. 1596 Brest- Litovsk Birliği, Doğu Katolik kiliselerinin doğuşunun hebercisiydi. Bu birlik ile, ikisi dışında Ukraynalı Ortodoks piskoposların tümü Polonya’nın Katolik kralının isteğine uyarak papalığın otoritesini tanıdılar. Öteki daha küçük gruplar önceki yüzyıllarda Roma’yla birleşmişti; ama bu birlik uyarınca Roma’yla bütünleşen Ukraynalılar Doğu Katoliklerinin en büyük kolunu oluşturuyordu.

Brest-Litovsk Birliği’nden önce Doğu Katolikleri, Güney İtalya ve Sicilya’daki İtalyan Arnavutları, 12. yüzyılda Roma’yla birleşen Maruniler (Süryani Antakya ayin usulüne bağlı Lübnanlı Hıristiyanlar) ve Suriye-Lübnan bölgesinde Roma’yla gene 12. yüzyılda bütünleşen bazı Ermenilerle sınırlıydı. 1551’de bir grup Nasturi, 1595’te Rutenler (Avrupa’nın ortadoğu kesiminde yaşayan bir halk), 1698’de Transilvanya Rumenleri, 1724’te de Melkailer (Bizans ayin usulüne bağlı Süryaniler) Roma’nın üstünlüğünü tanıdılar. Yeniden birleşme sürecinde siyasal etmenler de rol oynadı. Öte yandan Doğu Hıristiyanları bölgelerindeki milliyetçilik akımlarından etkilendiler.

Doğu Katolik kiliseleri ile, onlardan çok daha fazla üyesi olan Bizans ayin usulüne bağlı Ortodoks kiliseleri ve Khalkedon (Kadıköy) Konsili’nin (451) hükümlerini kabul etmeyen bağımsız Doğu kiliseleri arasında pek çok benzerlik vardır. Doğu Katolikleri, bu grupların oluşturduğu Doğu Hıristiyanlığı bütünü içinde en küçük bölümü oluşturur.

Öteki Doğu Hıristiyanları, özellikle saflarına Latinleşme eğiliminin sızabileceği kaygısıyla Doğu Katoliklerine kuşkuyla yaklaşır. Bizans Ortodoks kiliseleri ile bağımsız Doğu kiliselerinin çoğu, Doğu Katoliklerini, Latinleşme eğilimine uyarak köklü ulusal geleneklerinden kopmakla eleştirir. Doğu Katolik kiliseleri, Katolik geleneğin çoğulcu niteliğini daha da belirgin kılar. Doğu ayin usullerine izin verilmiş olması, Katolik kilise hukuku bakımından bir ödün olarak görülebilir; çünkü bir ayin usulü, ibadet kurallarının ötesinde bir kilise geleneğinin bütün yaşam biçimini ve disiplin anlayışını dile getirir. Doğu Katolik kiliselerinde din adamlarının evlenmesine ve vaftiz edilmiş bebeklerin Komünyon ve kiliseye tam üyelik (konfirmasyon) ayinlerine katılmasına izin verilir. II. Vatikan Konsili’nce (1962-65) Doğu Katolik kiliseleri konusunda kabul edilen kararlarda papa, Doğu kiliselerinin ayin usullerini koruma yükümlülüğünü bir kez daha üstlenmiştir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir