Diyarbakır Hakkında Bilgi (Coğrafi Beşeri Fiziki Ekonomik Özellikleri)

Diyarbakır, topraklarının bir bölümü Doğu Anadolu Bölgesi, daha büyük bölümü Güneydoğu Anadolu Bölgesi sınırları içinde kalan il ve il merkezi kent. Yüzölçümü 15.355 km2 olan Diyarbakır ili, kuzeyde Elazığ ve Bingöl, kuzeydoğuda Muş, doğuda Batman, güneyde Mardin, güneybatıda Şanlıurfa, batıda gene Şanlıurfa, Adıyaman ve Malatya illeriyle çevrilidir. Kuzeyde Güneydoğu Toroslar, doğuda Batman Çayı, güneyde Mardin-Midyat Eşiği, batıda ise Karacadağ ve Fırat Irmağı ilin doğal sınırlarını oluşturur.

Doğal yapı. Dağlarla çevrili, ortası çukurlaşmış bir alanda yer alan Diyarbakır, yüzey şekilleri bakımından düzenli bir yapı gösterir. Güneydoğu Toroslar’ın kolları kuzey kesimini batıdan doğuya doğru, boydan boya engebelendirir. Kuzeybatısında Malatya Dağlarının bir sırası olan Maden Dağları (2.230 m), kuzeydoğusunda ise İnceburun ve Haçreş dağlan uzun sıralar biçiminde uzanır. İnceburun Dağları Kuştaşı Tepesinde 1.726 m’ye, Hacreş Dağları ise Hasar Tepesinde 2.761 m’ye erişir. Güneybatıdaki Şanlıurfa sınırında Karacadağ yer alır. Kollubaba Tepesinde 1.957 m’ye yükselen Karacadağ sönmüş yanardağdır, ilin en yüksek noktası, Kulp’un kuzeydoğusunda 2.813 m’ye ulaşan Tosun Tepesidir.

İl topraklarının sularını daha çok Dicle Irmağı ve kolları toplar. Batı kesimdeki küçük bir alanın sularını ise Fırat Irmağı toplar. Kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda, ilin hemen hemen tümünü geçen Dicle’ ye, kuzeyden Ambar Çayı ve Pamuk Çayı, güneyden ise Ballıkaya Deresi, Göksu, Bağlıca Çayı, Savur Çayı gibi kollar katılır. Kuzeydoğudaki dağlardan doğan Kulp ve Sason (Aydınlık) çayları gibi akarsular birleşerek Batman Çayını( ) oluşturur. İlin batı kesiminin sularını Dicle Irmağının kollarından Devegeçidi (Furtakşo) Suyu ile batıya doğru akarak Fırat Irmağına katılan Çermik Çayıdır.

Fırat ve Dicle ırmaklarının yüksek enerji ve sulama potansiyelinden yararlanmaya yönelik Güneydoğu Anadolu Projesi’nin (GAP) Dicle Irmağı Havzasına ait önemli alt projelerinden bazıları Diyarbakır il sınırları içindedir. Bunlardan Dicle-Kralkızı, Batman Barajı ve Batınan-Silvan projeleriyle çok geniş alanlarını sulanmasının yanı sıra elektrik enerjisi üretilmesi de öngörülmektedir. GAP’m Fırat Irmağı Havzasındaki alt projelerinden Karakaya Barajı Çün- güş ve Doğanyol (Malatya ilinde) ilçeleri arasında yapılarak 1987’de tamamlandı. Bu projeyle ilişkisi olmayan, sulama amaçlı Devegeçidi Barajı Dicle’nin kollarından Devegeçidi Suyu üzerinde 1972’de devreye girdi.

İl topraklarının üçte birini kaplayan ovaların büyük bölümü, Dicle ve kolları boyunca zincirleme sıralar biçiminde uzanır. Diyarbakır Havzası olarak adlandırılan çukur alanın taban kesiminde yer alan düzlükler ilin başlıca tarım alanlarıdır.

İlin kuzey, kuzeydoğu kesimlerinde yaylalara rastlanır. Bunlar Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşayan bazı aşiretlerce kışlak olarak kullanılır. Dağlardaki ormanlar dışında, ilin doğal bitki örtüsü steptir. Uzun süren yaz kuraklığı nedeniyle, buradaki stepler İç ve Doğu Anadolu’dakiler kadar zengin değildir. Ormanlar ise daha çok bozuk baltalık niteliği taşır.

Ekonomi. Petrol Diyarbakır’ın önemli bir yeraltı zenginliğidir. Petrol üretimi, 1961’de N. V. Turkse Shell’in Kayaköy’de açtığı kuyularla başlamış, bunu 1973’te Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) kuyuları izlemiştir. Turkse Shell’in elindeki kuyular, Türkiye’nin en verimli kuyularındandır. 1980’de ülke petrol üretiminin yüzde 56’sı bu iki şirketin Diyarbakır’daki kuyularından sağlanmıştır. Ayrıca Çermik ve Merkez ilçede tuğla-kiremit hammaddesi, Çınar’da fosfat yatakları vardır.

İl ekonomisinin temelini oluşturan tarımın yanı sıra ticaret de gelişmiş durumdadır. Tarımsal üretim, büyük ölçüde doğal koşullara bağlı olarak yapılır. GAP alt projelerinin tamamlanmasıyla bu yapının değişmesi beklenmektedir. En önemli tarla ürünleri buğday, karpuz, arpa, üzüm, kavun, domates, kırmızı mercimek, pamuk, soğan, patlıcan, hıyar ve nohuttur. İlin iri kavun ve karpuzları ünlüdür. Dicle boylarında yapılan sebze üretimi önemlidir. Bağcılık geleneksel bir uğraş olarak yaygın biçimde sürer. Öteki önemli meyvelerden ceviz ve badem, ayıklanmış olarak il dışına satılır. Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) verilerine göre 1989’da Türkiye’de üretilen keten tohumunun yüzde 29’u, darının yüzde 22’si ve kırmızı mercimeğin de yüzde 18’i Diyarbakır ilinden elde edilmiştir. Ovalık kesimlerde ikincil bir uğraş olan hayvancılık, dağlık kesimlerde ön plana geçer. En çok, yaylacılık yöntemiyle küçükbaş hayvan yetiştirilir. Aşiretlerin elinde büyük koyun ve kıl keçisi sürüleri bulunur. Ovalık kesimlerde sığır besiciliği de yapılmaktadır. Geleneksel Arap atı yetiştiriciliği ve ipekböcekçiliği gerilemektedir. Hayvan ve hayvan ürünleri Diyarbakır kentinde pazarlanır. Başlıca tarımsal ürünler pekmez, pestil, cevizli sucuk ve deridir.
İlin 1968’de kalkınmada öncelikli iller kapsamına alınmasına karşın, büyük ölçekli imalat sanayisi yatırımları, birkaç kamu fabrikası ile sınırlı kalmıştır. Başlıca sanayi kuruluşları un, süt ürünleri, rakı, yem, salça, yün ve pamuk ipliği, pamuklu ve yünlü dokuma, hah, türbin ve jeneratör, tuğla ve çimento fabrikalarıdır. Bir yaprak tütün işletmesi bulunan ilde oto tamirciliği ve oto yedek parçacılığıyla uğraşan küçük işyerleri yaygındır. Geçmişte daha canlı olan kuyumculuk, ipekli dokumacılık, bakırcılık, testicilik, saraçlık, keçecilik gibi geleneksel el sanatları sürdürülmektedir.

Diyarbakır, 1950’lerden sonra, il dışına, aile göçü niteliğinde olmak üzere önemli ölçüde nüfus vermiştir. Başta İstanbul olmak üzere büyük kentlere yönelik olan bu göçlerin temelinde tarım kesiminde mülkiyet ilişkilerinin değişimi ve imalat sanayisin- deki istihdam kapasitesinin düşüklüğü yatmaktadır.

Tarih. İlk insan yerleşmesinin günümüzden 9 bin yıl öncesine indiği Diyarbakır
yöresindeki ilk arkeolojik araştırmalar 1946’da, Türk Tarih Kurumu adına Kılıç Kökten tarafından Diyarbakır, Silvan, Bismil ve Ergani yörelerinde başlatılmıştır. İstanbul Üniversitesi Prehistorya Kürsüsü ile Chicago Üniversitesi Doğu Bilimleri Enstitüsü’nün 1963’e ortaklaşa başlattıkları çalışma halen sürmektedir. Bu çalışmalar sırasında, Ergani ilçesine bağlı Sesverenpınar (eskiden Hilar) köyündeki Çayönü’nde, İÖ 7250’ye tarihlenen, çanak çömleksiz (akeramik) bir Neolitik Çağ (İÖ 8000-5500) yerleşme bulunmuştur. Kılıç Kökten’in Hilâr köyü ile Geyik istasyonu arasındaki ovada bulduğu çakmaktaşından yapılma gereçler, daha da eskilere, Orta Paleotik Çağa (y. 100 bin-45 bin yıl önce) tarihlenmektedir. Gene Eğil ilçesine bağlı Ekinciler köyünde, Hacılar Tepesi (Girikihaciyan) Höyüğü’nde İÖ 6000-5000’lere tarihlenen bir yerleşme bulunmuş, bu yerleşmede moloz taş duvar kalıntılarına çakmaktaşı, doğal cam ve kemikten yapılmış araçlara, tek renkli çanak çömleklere ve Tel Halaf türü çömleklere rastlanmıştır.

Bu topraklar, hem doğal koşullarının yerleşmeye ve tarıma elverişliliği, hem de doğu ile batıyı, kuzey ile güneyi birbirine bağlayan doğal yollar üzerinde yer alması nedeniyle, tarih boyunca pek çok uygarlığa sahne olmuştur. Gerek Anadolu’da, gerek Mezopotamya’da egemenlik kuran hemen her kavim burayı ele geçirmiş ya da en azından Diyarbakır Kalesi’ni kuşatmıştır. Bu saldırılar nedeniyle Roma döneminde surlarla çevrilen kent, bazısı birkaç yıl, bazısı ise yüzyıllar süren çeşitli yönetimler altında yaşadığından çok zengin bir kültür ve tarih mirasına sahiptir.

Diyarbakır yöresi İÖ 3000’lerde Hurrilerin yaşadığı alanlardan biriydi. Asurların İÖ 1250’de Hurri-Mitanni krallıklarını yıkarak egemenlikleri altına aldıkları yöre, Mezopotamya’nın kuzeyindeki Subaru ya da Subartu denen bölgede yer alıyordu. Yörede kurulan Bit Zamani Krallığı İÖ 890’da Urartulara İÖ 852’de de Asurlara bağlandı. İÖ 7. yüzyılda İskit akınlarına hedef oldu ve aynı yüzyılın sonlarında Aşur Krallığı’nı yıkan Medlerin eline geçti. İÖ 550’de başlayan Pers egemenliği IÖ 331’e değin sürdü. Kısa bir Makedonya yönetiminin ardından önce Selevkoslar, sonra da Partlar kenti ele geçirdi. İÖ 69’da Diyarbakır’ın da içinde bulunduğu geniş bir alan Roma topraklarına katıldı. Birkaç kez el değiştirdiyse de Roma egemenliği İS 4. yüzyıla değin sürdü. Sonraki yıllarda yöre zaman zaman Sasanilerin ve Romalıların elinde kaldı.
Diyarbakır, 5. yüzyılda Sasani akınlarına hedef oldu. Birçok çatışmadan sonra Bizanslılar, Batman Çayının batısında kalan topraklarda üstünlüğü ele geçirdi. 7. yüzyılda Anadolu’ya Arap akınları başladı.

Hz. Ömer döneminde Kuzey Mezopotamya’yı fethetmek üzere yola çıkan bir ordu, 639’da Diyarbakır’ı ele geçirdi. Diyarbakır ayrı bir vilayet haline getirilerek bir vali ile yönetilmeye başladı. Yöre 661’de Emevi, 750’de Abbasi yönetimine geçti. Bu dönemde birçok Bizans saldırısına uğramakla birlikte yöre, 9. yüzyılın ikinci yarısında Şeyhoğulları, 10. yüzyılda da Hamdaniler, Büveyhiler ve Mervaniler tarafından yönetildi. 1040’ta Türkmenler bu topraklara girmeye başladılar. Yöre 1085’te Büyük Selçukluların eline geçti. Bundan sonra İnaloğulları, Hısn Keyfa Artukluları ve Eyyubilerin elinde kaldı. 1240’taki Anadolu Selçukluları egemenliğini, 1259’da İlhanlı egemenliği izledi. İlhanlılar kentin yönetimini Mardin Artuklularına bıraktılar. Yöreyi 1394’te ele geçiren Timur ise, yönetimi Akkoyunlulara verdi. 1405’te Diyarbakır yöresi tümüyle Akkoyunlu egemenliğine girdi. Akkoyunluları 1502’de büyük bir yenilgiye uğratan I. İsmail (Şah), 1507’de Diyarbakır’ı ele geçirdi. Kent halkı Safevi yönetimine karşı ayaklanarak I. Selim’e (Yavuz) Osmanlı yönetimine bağlanmak istediğini bildirdi. Safevi kuşatması, kent halkının direnişi nedeniyle başarıya ulaşamadı. Yavuz, Çaldıran Seferi’nden (1514) sonra, 1515’te Diyarbakır’ı Osmanlı topraklarına kattı. Halkı Kürtler, Ermeniler ve Süryanilerden oluşan yöre Osmanlı döneminde yerel Kürt beyleri tarafından yönetildi. 19. yüzyıl ile 20. yüzyıl başlarında birçok ayaklanmaya sahne olan yöre Amid ve Maden sancaklarının sınırları içindeydi. 1925’te çıkan Şeyh Sait ayaklanması sırasında Diyarbakır yöresinde birçok çarpışma oldu.
Kentin yapısı. Eski Asur kaynaklarında Amidi biçiminde rastlanan kentin adı, Yunan kaynaklarında Amido ya da Amida olarak geçer. Arap kaynaklarında Amid biçimini alan bu ad, bölgeye Türkmenlerin yerleşmesinden sonra surların ve binaların yapımında kullanılan siyah renkli bazalt taşlarından ötürü Kara Amid’e dönüşmüştür. Arap akınları sırasında bölgeye Bekr aşiretinin yerleşmesinden dolayı Diyar-ı Bekr adı yaygınlaşmış, bu sözcük zamanla Diyarbekir biçimini almıştır. 1937’de ise ilin adı, resmî olarak Diyarbakır’a çevrilmiştir.

Diyarbakır kenti, ilin orta kesiminde, kuzeydeki dağlık kesim ile güneydeki stepler arasında kalan, yerleşmeye elverişli bir alanda kuruludur. Akdeniz ve Basra Körfezine, Karadeniz’e, Azerbaycan ve İran’a giden ana ulaşım yollarının kesişme noktasında yer alır. Bu nedenle bir ticaret merkezi olarak gelişmiş, yönetim merkezi olması da bu işlevini güçlendirmiştir. Cumhuriyet döneminde kara, demir ve hava yolu bağlantılarına kavuşan kent, geniş bir alanın ürünlerini toplayıp dağıtan bölgesel bir merkez niteliği kazanmıştır. Birçok kamu kuruluşunun bölge müdürlükleri yanında Olağanüstü Hal Bölge Valiliği, 7. Kolordu ve 2. Taktik Ana Jet Üssü de Diyarbakır’ dadır.

Kentin sur dışına taşması, demiryolunun gelişinden (1935) sonra başladı. 1950’lerde bu eğilim hızlandı ve sur dışında hızlı bir apartmanlaşma başladı. Yüzey şekillerinin doğu ve güney yönlerinde engel oluşturması ve geniş askeri alanlar nedeniyle kentin gelişmesi batı ve kuzey yönlerine doğru olmaktadır.
Kentteki başlıca yükseköğretim kurumu bazı fakülte ve yüksekokulları başka illerde olan Dicle Üniversitesi’dir. Başlıca sağlık kurumlan ise Dicle Üniversitesi, Devlet, Doğum, Göğüs Hastalıkları, SSK ve Trahom hastaneleridir. Kentteki müzeler Diyarbakır Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi, Ziya Gökalp Müzesi, Cahit Sıtkı Tarancı Kültür Müzesi’dir. Kent karayoluyla Ankara’ya 921 km, İstanbul’a 1.372 km uzaklıktadır.

Tarihsel yapılar. Diyarbakır’ın tarihsel yapılarının en önemlisi, dünyaca ünlü Diyarbakır Kalesi’dir. Kalenin kuzeydoğu kö-şesindeki İçkale’de bulunan Nasturi Kilisesi bir 6. yüzyıl Bizans yapısıdır. Diyarbakır Ulucamisi Selçuklu, Akkoyunlu ve Osmanlı eklemeleri ile anıtsal bir yapılar topluluğu niteliği kazanmıştır. Kale Camisi Nisanoğullan; Ömer Şeddad (Hz. Ömer) Camisi İnaloğulları; Nebi, Safa (bak. Safa Camisi) ve Şeyh Matar camileri ile İbrahim Bey, Taceddin ve Hacı Büzürg mescitleri Akkoyunlular; Zinciriye Medresesi ve Mesudiye Medresesi ile Artuklu Sarayı ve Devegeçidi Suyu Köprüsü Artuklular zamanından kalmadır. Başlıca Osmanlı yapıları arasında ise Fatih Paşa Camisi ve Melek Ahmed Paşa Camisi ile Hoca Ahmed (Ayni Minare, 1489), Hüsrev Paşa (1528), Ali Paşa (1537), İskender Paşa (1551), Behram Paşa (1572), Defterdar (1594), Nasuh Paşa (1611) ve Kurt İsmail Paşa (1875) camileri ile çok sayıda türbe (İskender Paşa Türbesif]) ve han (Deliller Hanı[*]) sayılabilir. Şeyh Abdülcelil, Şeyh Yusuf Hemedani, Lala Bey, Sarı Saltık, Zincirkıran ve Karadeniz (Mir Seyyaf) türbeleri, 13-16. yüzyıllarda yapılmış öteki önemli tarihsel yapılardır. Mervaniler zamanından kalan Dicle Köprüsü, Silvan ilçesinde Batman Çayı üzerinde Artuklular zamanında yapıldığı bilinen Malabadi Köprüsü) ve Silvan Ulucamisi de önemli yapılardandır. Diyarbakır’ın en az kalesi kadar ünlü, ilgi çekici bir özelliği de evleridir. Bazısı köşk ve saray niteliğinde olan bu yapılar, Artuklu, Akkoyunlu ve Osmanlı mimarilerinin özgün bir bileşimidir. Gerek yöresel malzemenin kullanımı, gerek doğa koşulları ile mimarinin yetkin uyumu, gerekse ince işçilik ve bezemeleriyle Diyarbakır evleri, Anadolu sivil mimari örnekleri arasında haklı bir ün kazanmıştır. Evler büyük ölçüde, yörede çıkan siyah renkli bazalt taşı ile yapılmış, plan iklime göre belirlenmiştir. Evlerin birbirine yakın olmasının yanı sıra, dar sokaklar, yüksek avlu duvarları, avlularda ya da odalarda yer alan havuzlar, bunaltıcı yaz sıcağını engellemeyi amaçlar. Akkoyunlulardan kalma Seman (bugün Atatürk) Köşkü, Cihannüma Köşkü, ŞeyhoğuIIarı Evi, İskender Paşa Konağı, Behram Paşa Evi, Gökalplerin Evi, Cemil Paşa Konağı ve Trahom Hastanesi binası, Diyarbakır evlerinden günümüze kalan en güzel örneklerdir. Diyarbakır Belediyesi 1880’de kurulmuştur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir