Dava Ehliyeti Nedir Kısaca

dava ehliyeti, doğrudan ya da bir temsilci aracılığıyla bir davayı yürütme ve yargılama işlemlerini yapabilme yeteneği. Tam dava ehliyeti için gerçek kişiler­de sezgin (mümeyyiz) ve ergin (reşit) ol­ma ve hakları kısıtlanmamış olma (Mede­ni Kanun [MK] m. 9), tüzel kişilerde ise yasaya ve kendi tüzüğüne göre ge­rekli organlarını oluşturmuş olma (MK m. 47) koşulları aranır. Sezgin, ama hak­ları kısıtlanmış (mahcur) olan gerçek ki­şiler sınırlı dava ehliyetine sahiptir. Bun­lar ancak boşanma gibi kişiliğe bağlı haklar­la ilgili davaları açabilir ya da açtırabilirler.

Kendisine sulh mahkemesince bir meslek ya da sanatla uğraşma izni verilen vesayet altındaki kimseler de, bu meslek ya da sanatın gerektirdiği işlemlerden doğan ala­cak ve borçlar için dava ehliyetine sahiptir. Ayrıca ergin küçükler ve medeni hakları kısıtlanmış olanlar tasarruf hakkı kendileri­ne ait olan mal ve alacaklar (MK m. 283, 398) için de dava ehliyetine sahiptir. Ergin küçükler ile hakları kısıtlanmış olanların bu sayılan durumlar dışında dava ehliyeti yok­tur, Bunlar adına yasal temsilcileri dava açabilir ve davada onları temsil edebilir.

Ergin olmayan kişilerin dava ehliyeti hiçbir durumda yoktur. Bunlar adına dava açmaya ve davada bunları temsil etmeye veli, vasi ve kayyım gibi temsilciler yetkilidir. Dava ehli­yeti, dava koşullarından olduğu için, ehliye­te sahip olmayan bir kimsenin açtığı dava, ehliyet noksanı tamir edilemiyorsa, yani dava açanın yasal temsilcisi bu hususta icazet vermiyorsa (MK m. 269, 394), esasına girilmeksizin mahkemece reddedilir. Bu du­rumlarda davalı itiraz etmese bile, mahke­me davayı kendiliğinden reddeder. Bu hü­kümler, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesi gereğince idari davalar için de geçerlidir. Ayrıca Danıştay davacının, dava­nın konusu bakımından da dava ehliyetine sahip olması gerektiğini kabul ederek “müs­tahdem vergisi gerçekte istihdam edilenin malvarlığmdan ödenen bir vergi olduğuna göre, istihdam eden, müstahdemin vergisin­den doğacak uyuşmazlıklarda dava ehliyeti­ne sahip değildir” demiş ve çalıştıranın açtığı davayı bu nedenle reddetmiştir (Da­nıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun 6 Şubat 1948 tarihli kararı).

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir