Battalgazi Nerede Nereye Bağlı Kısaca

Eskimalatya, Malatya il merkezinin 10 km kuzeyinde, Antik Çağda Milidia, Melid ya da Melitene adıyla anılan yerleş­me. Tarihi 1. yüzyıla, Roma dönemine değin iner. Daha eski bir yerleşme olan Melitene bu tarihte bugün bulunduğu yere taşındı. Romalılardan sonra BizanslIların, Sasanilerin ve Arapların eline geçti. Daha sonra Flıristiyan Yakubi tarikatının önemli bir merkezi oldu. 12. yüzyılda Anadolu Selçukluları tarafından fethedildi. 14. yüzyıl başında Memlûklerin bir uç kalesi oldu. 1399’da I. Bayezid’in (Yıldırım) eline geçti; daha sonra yeniden Memlûk egemenlik alanı içinde kaldı. I. Selim’in (Yavuz) Mısır’ı almasından (1517) sonra Osmanlı topraklarına katıldı. Kentin adı da zaman içinde değişerek Malatya’ya dönüştü. 1839’da Kavalalı Mehmed Ali Paşa ile çarpışmaya hazırlanan Osmanlı ordusu Ma­latya’da karargâh kurdu. Ordunun bütün evlere elkoyması üzerine halk daha güneye, bağların bulunduğu Aspuzu’ya yerleşti. Halkın, ordunun gitmesinden sonra da eski evlerine dönmeyip yeni yerleşmede yaşama­yı sürdürmesi ve zamanla burasının gelişme­siyle günümüzdeki Malatya kenti oluştu. Daha sonra, yenisinden ayırmak için Eski­malatya adıyla anılmaya başlayan ve bu­gün Malatya’nın bir semti durumunda olan eski yerleşmenin, 19 Haziran 1987 ta­rih ve 3392 sayılı yasayla Battalgazi adıyla ilçe yapılmasına karar verildi.

Eskimalatya Selçuklu ve Osmanlı dönem­lerinden önemli tarihsel yapılar barındırır; Malatya Ulucamisi ve Silahtar Mustafa Paşa Hanı bunların başında gelir. Eskima- latya’yla Malatya arasında, bugün kentin bir mahallesi haline gelmiş bulunan Bahçe- başı’ndaki (eskiden Orduzu) Arslantepe, Melid’in ilk yeridir. Höyükte 1932’de Fran­sız Louis Delaporte tarafından başlatılmış kazılar, aralıksız 1932’ye değin sürdü. 1946- 51 arasında C. Schaeffer araştırma yaptı. 1961’de İtalyan Salvatore Puglisi’nin yeni­den başlattığı kazılar Alba Palmieri tarafın­dan sürdürülmüştür. Ele geçen veriler Ars- lantepe’nin, İÖ 5. binyılda kurulduğu ve İS 1. yüzyıldaki Roma egemenliği dönemine değin kesintisiz oturulan bir yerleşme oldu­ğunu göstermektedir.

Kalkolitik Çağda (İÖ 5500-3500) Arslante- pe’de kalın ve yüksek duvarlı, görkemli yapılar bulunduğu saptanmıştır. Güçlü bir merkezî devlet sisteminin varlığını ortaya koyan bu anıtsal yapılar, Güney Mezopo­tamya’daki Uruk yerleşmesinde bulunanla­ra çok benzer. Aynı döneme ait sarayın anıtsal giriş kapısının kuzeybatı duvarının içine yapılmış küçük odada ele geçen ve yüzlerce mühür baskısından oluşan arşiv­den, Arslantepe’deki devletin, Uruk kentiy­le ilişki içinde bulunduğu ve çok gelişmiş olan ticareti de denetiminde tuttuğu anlaşıl­mıştır.

Gerek Uruk, gerek Doğu Anadolu kültür­lerinden etkilendiği görülen çanak çömlek­lerin çoğunluğunu çark yapımı kâseler oluş­turur. Bu kâselerin bir tür ölçü kabı olarak kullanıldığı ve devletin halka, yaptığı iş karşılığında bu kaplarla arpa, buğday, zey­tinyağı gibi yiyecek maddeleri verdiği sanıl­maktadır.

İÖ 3200 yıllarında (İlk Tunç Çağının I. evresi) Arslantepe, Anadolu’nun en bü­yük yerleşme yerlerinden biri olmuştur. Bu dönemde eskiden beri yapılan doğal cam (obsidyen) ve çakmaktaşı aletlerin yanında, maden teknolojisinin de gittikçe geliştiği dikkati çeker. Dünyada ilk kez burada bulunan kılıçlar, tunç silahlar, çeşitli kalıp­lar ve potalar bu teknolojinin ulaştığı düze­yin belgeleridir. Silahlar ayrıca bir askeri gücün varlığını da ortaya koymaktadır.

İlk Tunç Çağında Arslantepe’de kent do­kusu çok düzenlidir. Sokaklar dardır. Bir avlu çevresinde yer alan evlerin kapısına sokaktan merdivenle çıkılarak ulaşılır. Tunç Çağının sonunda Büyük Hitit İmparatorlu- ğu’nun (İÖ 1450-1200) bir kenti olan Ars­lantepe, burçlarla desteklenen yüksek bir surla çevrilmiştir. Höyüğe bugünkü adını veren aslan kabartmaları da bu surun üze­rindeki, iki burçla güçlendirilmiş ve Fırat Irmağı yönüne bakan bir kapının iki yanın­da yer almaktadır.

Kent, geç Hitit döneminde de (İÖ 1200- 700) Milidia adıyla varlığını sürdürmüştür. Kazılarda ortaya .çıkan en üst katlar Hele­nistik dönemle (İÖ 330-31) kentin adının Melitene’ye dönüştüğü Roma döneminden kalmıştır. İS 1. yüzyılda da kent 4 km daha kuzeye, bugünkü Eskimalatya’nın bulun­duğu yere taşınmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir