Çinlilerle Araplar Arasında Yapılan Savaş Hangisidir

Tarih boyunca bir çok devlet birbiri ile bir çok nedenden dolayı mücadele ederek savaşmıştır. Devletler arasında meydana gelen savaşların temelinde ise üstünlük sağlama çabası yatmıştır. Çinliler ve Araplar da tarih sahnesinde birbiri ile mücadele eden devletlerdir. Bu yazımızda sizlere Çinliler ve Araplar arasında yapılan savaş hangisidir kısaca açıklayacağız.

İslamiyet dininin meydana çıkması ile birlikte Türkler, Araplar ile kültürel bir etkileşim içine girmişlerdir. Çinliler ile Araplar arasındaki savaşın da temeli bu kültürel alışveriş yatmaktadır. Çinliler ile Araplar arasında yapılan savaşın adı Talas savaşıdır. Talas savaşında bu kültürel etkileşim çok yoğun bir şekilde yaşanmıştır.

Kısacası; Çinliler ile Araplar arasında yapılan savaş Talas Savaşıdır. Bu savaş aynı zamanda İslamiyet dininin kabulünü de hızlandırmış olan bir savaştır.

Nitelikli İnsan Hangi Alanda Katkıda Bulunur

Kendisini geliştiren, önce kendisine, yakın çevresine sonra da ülkesine faydalı olan ve çalışarak üreten kişilere “Nitelikli insan” adı verilmektedir. Nitelikli insanlar kendilerini sürekli olumlu yönde geliştirirler ve böylece ülkelerinin gelişmesine ve ülke ekonomisine katkı sağlarlar. Bu yazımızda sizlere nitelikli insan hangi alanda katkıda bulunur kısaca açıklayacağız.

Nitelikli insanların ülkelerine katkı sağladığı alanlar sınırlandırılamadığı gibi tabi ki bir çok alan ülkenin gelişmesi yönünde ve ekonomik katkısı bağlamında oldukça büyük önem arz etmektedir.

Bu nedenlerden dolayı nitelikli insanlar ülkelerine en fazla;

  • Bilim
  • Doğa
  • Spor
  • Teknoloji
  • Yaşam
  • Sağlık
  • Eğlence alanlarında araştırmalar ve çalışmalar yaparak ülkelerinin gelişmişlik düzeyini yükseltirler ve ürettikleri ürünler ile de ülke ekonomilerine ciddi katkılar sağlarlar.

Türk Tarih Kurumunun Kurulması Hangi İlkedir

Mustafa Kemal Atatürk, ülkemizin çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşabilmesi ve kültürel ögelerin kaybolmaması, devamlılığını sağlaması amacı ile bir çok çalışmalar, inkılaplar yapmıştır ve kurumların kurulmasına öncülük etmiştir. Bu yazımızda çıkarmış olduğu ilkeler doğrultusunda Mustafa Kemal Atatürk’ün açmış olduğu kurumlardan birisi olan Türk Tarih Kurumunun kurulması hangi ilkedir kısaca açıklayacağız.

Mustafa Kemal Atatürk; Türk milletinin geçmişini unutmaması, tarihi dönemlerde olan ve gün yüzüne çıkmamış bulguların araştırılarak gün yüzüne çıkarılması için yani kısacası tarihimize sahip çıkılması için Türk Tarih Kurumunu açmıştır.

Türk Tarih Kurumu Türk milletinin benliğini kaybetmemesi için açıldığından dolayı bu kurum Milliyetçilik ilkesi doğrultusunda açılmış bir kurumdur.

Atatürk’ün Liderlik Özellikleri

Mustafa Kemal Atatürk, Türk milletini karanlık bir dehlizden, düşmanın kirli ellerinden kurtaran Türk milletinin ulu önderidir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün bu denli başarılı asker ve devlet adamı olmasında elbette ki sahip olduğu özelliklerin payı oldukça büyük olmuştur. Bu yazımızda sizlere Atatürk’ün liderlik özellikleri kısaca açıklayacağız.

  • Atatürk, hızlı ve doğru kararlar alan bir devlet adamı idi.
  • Askeri bir deha olan Atatürk, bu özelliği sayesinde büyük askeri başarıların altına imzasını atmıştır.
  • Atatürk, vatanını her şeyden üstün tutmuştur ve vatanı için canını bile hiçe saymıştır ve halkın refahı, mutluluğu için kurtuluş mücadeleleri vermiştir.
  • Atatürk, hayatı boyunca çalışkan ve disiplinli olmuştur.
  • Atatürk, kültürünü her fırsatta geliştirmiştir ve bu sayede kültürlü bir asker ve devlet adamı olmuştur.

İlgi Zamiri Nedir Örnekler

İlgi zamiri, dilimizde çok fazla kullanılan unsurlardan birisidir. İlgi zamiri “ki” eki ile yapılmaktadır. Bu yazımızda sizlere ilgi zamiri nedir örnekler kısaca vereceğiz.

İlgi zamiri çoğu zaman bağlaç olan ki ile karıştırılmaktadır. Oysa ilgi zamiri bir nesnenin kime ait olduğunu bildirmektedir.

Ki eki bağlaç olarak kullanıldığında kendisinden önceki ve sonraki kelimeden ayrı yazılmaktadır ve bağlaç olan ki kaldırıldığında cümlenin anlamı değişmez. İlgi zamiri olan ki ise cümleden ayrıldığında cümlede anlam değişikliği meydana gelir ya da cümle devrik hale gelerek cümlenin anlamı farklı olur.

ÖRNEK:

  • Her gün gel ki öğrendiklerin kalıcı olsun. (Bağlaç)
  • Tencere dibin kara seninki benden kara. (İlgi zamiri / senin dibin)

Türklerde Halı Sanatı Hakkında Bilgi

Türklerin kültürel ögelerinden birisi de halıdır. Çünkü Türkler ezelden bu yana halı sanatında oldukça gelişmiş ve Türk motifleri ile halılar dokumuşlardır. Bu yazımızda sizlere Türklerde halı sanatı hakkında bilgi kısaca vereceğiz.

Türk kültüründe en önemli el sanatlarından birisi de halı olmaktadır. Türk kültüründe halı; yere yaymak, duvara asmak amacı ile ipekten ya da yün ipten dokunan kısa tüylü örme bir unsurdur.

Türk tarihinde ilk düğümlü halılar Orta Asya Türkleri tarafından dokunmuştur. Orta Asya Türkleri dokudukları bu ilk halıları yün ipliklere düğüm atarak hayvan postuna benzeyen halılar oluşturmuşlardır.

Türk halılarının diğer halılardan ayrıldığı en temel ve kesin bir diğer özellik ise; Türk halılarının renkleri ve motifleridir. Türkler halıları genellikle parlak renkler olan kırmızı gibi renkler ile dokumuşlardır ve Türkler halı motiflerinde hayvan ve insan desenleri kullanmazken genellikle mihrap desenini tercih etmişlerdir. Bu nedenle de mihrap deseni “Türk motifi” olarak dünyaya adını duyurmuştur.

Tavşan Dağa Küsmüş Dağın Haberi Olmamış İle İlgili Kompozisyon

Gündelik yaşantımızda yaygın bir şekilde kullandığımız atasözlerinden birisi de “Tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış” atasözüdür. Bizler de bu yazımızda sizler ile tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış ile ilgili kompozisyon örneğimizi paylaşacağız.

Tavşan Dağa Küsmüş Dağın Haberi Olmamış

Her toplumda insanın gördüğü değer ve gördüğü değere bağlı olarak bulunduğu konum farklılık göstermektedir. Toplumlarda adaletten söz edilse de bazı durumlarda adalet görünür aslında adaletsizlikler baş gösterir.

Toplum içinde bazı insanlar daha önemli olurlar ve bu nedenle de daha önemli ve özel konumlarda yer alırlar dolayısıyla da bu insanlar bulundukları konumlardan dolayı toplum içinde bulunan ancak değerli görülmeyen hatta var oldukları bile bilinmeyen kişiler tarafından yok sayılırlar ve yaptıkları ile bu insanları üzebilirler.

Toplumda değersiz olan ya da diğer bir deyiş ile görülmeyen insanlar bu kişilere gücenirler ancak güçlü olan kişiler o insanları görmezler, umursamazlar hatta çoğu zaman gücenip kırıldıklarından bile haberleri olmaz. İşte tavşan dağa küser ama dağın haberi olmaz…

Güney Cephesinde Kimlerle Savaştık

Atalarımız, bu vatanı bizlere bağımsız ve özgür bir şekilde bırakabilmek için dört bir yanda düşmanlar ile bir çok savaşa girerek mücadeleler göstermiştir ve sayısız mücadeleler sonucunda da bu vatanı bu vatanı biz gençlere emanet etmişlerdir. Güney cephesi de düşmanlar ile savaştığımız cephelerden sadece birisidir. Bu yazımızda sizlere Güney cephesinde kimlerle savaştık kısaca açıklayacağız.

Güneyde Antep, Urfa ve Maraş illerimiz İngilizler ve Fransızlar tarafındna işgal altına alınmıştır. Türk halkı ise bu kışkırtmalara ve katliamlara duyarsız kalmayarak düşman kuvvetlerine karşı direnişe geçmiştir ve böylece Güney cephesinde İngilizler ve Fransızlar ile çetin bir savaş meydana gelmiştir.

Urfa ve Maraş illeri Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulmadan önce düşman elinden alınmıştır. Antep ili ise bir sene sonrasında düşmanlardan geri alınmıştır.

Yemen Türküsünün Hikayesi Kısa

Türküler, aynı zamanda Türk kültürünü, geleneklerini, örf ve adetlerini gösteren en önemli kültürel unsurlardır. Yemen türküsü de bu türkülerden birisidir. Bu yazımızda sizlere yemen türkünün hikayesi kısa bir şekilde açıklayacağız.

Osmanlı askerleri yemen topraklarını aldıktan sonra bu topraklarda büyük oranda şehit vermiştir. Müslüman toprağı olan Yemen’e İngilizler çıkarma yapmıştır ve artık evini ailesini, çocuklarını ve eşlerini bırakıp cepheye giden Türk askerleri geri dönmemeye başlamıştır ve geride kalanlar artık Yemen’e gidenlerin geri dönmeyeceğini önceden bilmeye başlamışlardır. Hatta Yemen’deki askerlerimiz savaştan sağ çıksalar da oradan dönemeyerek Yemen’de yaşamak zorunda kalmışlardır. Geride bekleyen analar ve eşler ise acıları ile bu türküsü oluşturmuşlardır ve Yemek türküsü böylece kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze kadar gelmeyi başarmıştır.

Dede Korkut Hikayeleri Hakkında Kısa Bilgi

Türk geleneğinde ve edebiyatında bir çok destan vardır ve destanların gerek Türk geleneğinde gerekse Türk edebiyatında yeri ve önemi oldukça büyüktür. Dede Korkut Hikayeleri de bunların başında gelmektedir. Bu yazımızda sizlere Dede Korkut Hikayeleri hakkında kısa bilgi vereceğiz.

Dede Korkut, Türk destanlarını anlatan ilk kişi olarak bilinmektedir. Bu hikayelerde veli yani bilge kişi ön plandadır. Oğuzlar, bu kişilerin keramet sahibi olduğuna ve geleceği gördüklerine inandıkları için her hususu bu veli kişilere danışırlar.

Dede Korkut Hikayelerinde ozan ve kamlar, bu veli kişilere verilen isimlerdir. Bu kişilere nasıl saygı duyuluyor ise ellerindeki kopuzlara da aynı saygı duyulmaktadır.

Oğuzname destanında Dede Korkut’un 295 sene yaşamını sürdürdüğü ve peygamber efendimize elçi olarak gönderildiği ifade edilmektedir.